4 Adımda Tiyatro Egzersizleri

Tiyatroda diksiyon,ses,jestler,mimikler çok önemli bir yere sahiptir. Bu temel özelliklerinizi geliştirmek istiyorsanız 5 adımda tiyatrolayabilirsiniz!


1) Diyafram Kaslarının Güçlendirilmesi

Yanlış duymadınız! Diyafram karın bölgemizde bulunan çizgili bir kastır ve güçlendikçe karşı tarafa daha net ses gönderebiliriz.
Köpek soluması yöntemiyle diyaframımızı güçlendirebiliriz. Öncelikle sağ ve sol dirseklerimizi belimize koyup, dilimizi sonuna kadar dışarı çıkarıyoruz ve dilimizi köpek gibi solumaya başlıyoruz. Diyaframınız şişip iniyorsa Bingo! Doğru şekilde egzersizi yaptınız demektir.

2) Dudak Tembelliğini Ortadan Kaldırın

Dudak tembelliği, çene kaslarının iyi çalışmamasından dolayı gerçekleşir. Kelimeleri yuvarlama, karşı tarafa sesin net olarak iletilmemesidir. Haliyle tiyatrocular için büyük önem taşır. Dudak tembelliğiniz varsa üzülmeyin; dişlerinizin arasına kalem koyup konuşmaya çalışın. Kelimeleri yuvarlamadan söyleyebiliyorsanız;tebrikler! Dudak tembelliğini yendiniz demektir.

3) Yüz Hatlarınızı Belirgenleştirin

Tiyatroda, diksiyon kadar mimiklerde önemlidir. Belirgin bir yüz hattına sahip olan kişi mesajı daha net verebilir. Tiyatroda belirgin yüz hatlarına sahip olmak için U-X çalışması yapılmaktadır. Yüzünüzü U harfını söylerken geriye doğru; X harfini söylerken de yana doğru esneterek, yüz hatlarınızın belirgenleşmesini sağlayabilirsiniz.


4) Isınma Hareketleri

Günlük hayatta yaptığımız açma,germe vb.spor hareketleri de tiyatro egzersizleri arasında yer alır. Oyun sırasında kendinizi aniden yere atmanız gerekebilir bu da esneklik demektir. Vücudunuzu ne kadar iyi ısındırırsanız o kadar rahat hareket edebilirsiniz.

Tiyatronun Hayatınızın Her Anında Yanında Olduğunu Gösteren 8 Olağan Durum


Çok eski zamanlardan beri o dönemin zenginlerini eğlendirmek için yapılan tiyatro günümüzde i insanların vazgeçilmez aktiviteleri arasında. Söylediklerini korkusuzca ve cesaretle dile
getirmesi, kendi  hikayelerimizden birşeyler bulduğumuz tiyatronun  neden hayatımızın her
anında yanımızda olduğunu gösteren 8 olağan durum.

1) Dile getirmek isteyip toplum baskısı nedeniyle söyleyemediğimiz şeyleri, en akıllı ve sıradışı
biçimde tüm insanlığa anlatır.


Allah yardımcım  olsun! Düşkünlüğümü belli ettim ona, umuda kapıldı bundan. Ama kahpece
öç almak; onun bütün istediği bu. Görün, böyle olduğunu. Kendimi teslim ediyorum size. Ne
istersemz yapın. Ama, görün herşeyi olduğu gibi. Görmezlik edemezsiniz artık. Kendi
onuruma teneke çaldım uluorta! Kendimi kepaze ettim önünüzde! Bana inanmamazlık
edemezsiniz artık. Bay Dumforth!Karım suçsuzdur. tek kusuru bir kahpenin kahpeliğini 
fark etmiş olmasıdır.

"Cadı Kazanı"
Arthur Miller


2) Kısa bir süreliğine kendimizle yüzleşme ve hayatı sorgulama olanağı sunar.






















İnanıyorum söylediğini candan söylediğine,
Ama bugünki karar yarın bozulur çok kez,
Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak,
En çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak.

Mademki bu dünya yok olacak bir gün
Sevginin bitmesine insan niye üzülsün.
Aşk mı kaderi kovalar, kader mi aşkı?
Daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi.

"Hamlet"

3) Dinamiktir tiyatro. her oynandığında bir  önceki oyunun aynısını vermez, her oynayışta
farklı tatlar bırakır; tıpkı hayat gibi.






















Öyle bir içini çekti ki dünyalara bedeldi.
''Keşke dinlememiş olsaydım'', dedi, ama yine de
''Tanrı beni de böyle bir erkek yaratsaydı'' diye hayıflandı.

''Beni seven bir dostunuz varsa,
Ona, hikayenizi anlatmayı öğretin yeter'':

''Othello''
''William Shakespeare''

4) Tenkitlerle doludur. Bunu yaparken de en mihazi anlatımıyla, akla gelmeyecek olan en akıllı 
haliyle yapar.



















Ben şarapçıların şahıyım, ben her şeyi bilirim.
Psikoloji,sosyoloji,bokoloji.. Aklınıza gelecek veya gelmeyecek
Son iki hecesi loji ile bitecek bütün mantıksızlıkları bilirim.
Anlamlarını bilmesem de her yola girerim.
Kapitalizm,sosyalizm,ahlizm,vahlizm,
Ama en güzeli benim yolum olan Şarapizm.

"Sarapizm"
Halis Tekel

5) Belirli bir alanı yoktur tiyatronun. Hayalgücümüzle gitmek istediğimiz yere gideriz çoğu zaman. Tiyatroda kendimizi  hayal ettiğimiz yere koyarız, hayatlarımızdan ötürü.






















Yapmakla olup bitseydi iş,
Hemen yapardım, olup biterdi.
Döktüğüm kanla akıp gitse her şey,
Bir vuruşta sonuna varılsa işin,
Bir anda bu dünyayı olsun kazanıversen,
Zaman denizinin bir kumsalı olan bu dünyayı,
Öbür dünyayı gözden çıkarır insan.
Ama bu işlerin daha burada görülüyor hesabı
Verdiğimiz kanlı dersi alan,
Bize veriyor aldığı kanlı dersi.

'Macbeth”

William Shakespeare


6) İdoldür. Hayatımızda örnek aldığımız kişiler mutlaka tiyatroyla ilgilenmişlerdir














Ne yapabiliriz? Yaşamak gerek! (Bir sessizlik) Yaşayacağız Vanya Dayı! Cok uzun günler
yaşlılığımızda da, dinlenmek bilmeden, başkaları için çalışıp didineceğiz. Ecel saati gelip çatınca da uysalca öleceğiz ve orada, mezarın ötesinde, çok acı çektik, gözyaşı döktük, çok acı çektik diyeceğiz..

"Vanya Dayi"
Anton Çehov


7) Farklı kuşakların ortak tadıdır. 7'den 70'e herkes birleştirir; aynı duyguları, hazları birleştirmesine
vesile olur.



























Sevgili dostlarım oturmaz mısınız? Herkes sevgilisini öpmeye koşar gibi geçsin yerine. Hepiniz tıpatıp aynı şeyi yiyeceksiniz. Resmi bir ziyafetteymiş gibi yer seçmekle oyalanıp yemeği soğutmayın. Oturun,oturun!Ama tanrılara şükran borcumuzu ödeyelim önce..

"Atinalı Timon"
    Timon

8) Ve son olarak hayatınızın her anında yanındadır! Gülü ağladığınız, eğlenmeye doyamadığınız anlarda bir bakmışsınız o büyülü koltuktasınız. Hadi hep birlikte, hep bir ağızdan; Yaşasın Tiyatro!

Bir Oyundan Daha Fazlası











Hayatta herşey güzel başlar. Yeni bir oyun çok zevklidir ilk zamanlarında, yeni bir manzara huzur verir insana, bütün evlilikler bir masal havasında geçer ilk yıllarında.. Derken zaman vurur nsanları en kırılgan,en ince yerlerinden. Oyun sadece oyun olur o zaman rnanzara ise alışıgelmişlikten öteye gitmez insan ruhunda. İncelikler unutulur güzel sözler tükenir, yargılar yerini önyargılara bırakır.

Geç Kalanlar.. Bu hikayede anlatılan hepimizin hayatı aslında. Bizim, sizin; bu hayatta pişmanlık duygusunu yaşayan insanların hayatı. Birbirlerini çok seven, ama bunu söylemeyi unutmuş, en değerli anlarında birbirlerinin yanından yalnızca yürüyüp geçen bir çiftin geri dönüş çabası. Oysa, ne zamanı geri almak mümkündür, ne de ağızdan çıkan bir sözü.. Pişman olacak hiçbir şeyi yapmamaktır mühim olan karşıdaki kişiyi kırmadan. Hayatta her şey her zaman istediği gibi gitmez ama bu zamanları  istenildiği gibi yaşayacak olanlarda birbirinin kıymetini bilenlerdir. Beraberken kıymet bilmek önemlidir, yaşamınıza yıllar değil; yıllarımıza yaşamlarımızı katmaktır mühim olan.. O yüzden sevdiklerinize sımsıkı sarılın yokluğu size sarılmadan önce..
Benimde Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosu'nda defalarca izlediğim bu oyun en çok etkilendiğim  ye oyundan sonra sizler gibi defalarca kendimi sorguya çektiğim eşsiz bir deneyim. Oyunun başlangıcından bitişine kadar her anında kendi hayatımda birşeyleri özdeşleştirdiğim  bir oyundan çok daha fazlası.. Yeri gelmişken, benimde arkadaşım; olan oyunun başrol oyuncusu Hüseyin Atay kardeşime teşekkürlerimi sunuyorum, bizlere bu deneyimi yaşattığınıdan ötürü.

Sade,içten,samimi.. Her duyguyu seyircilere tattıran, oyunun her karesinde kendi yaşantınızdan küçük hikayeler bulacağınız gözyaşlarınızın tebessüm ve gülünçlükle kaynaştığı mükemmel bir oyun Geç Kalanlar.  Antalya Büyükşehir Belediyesi tiyatro sahnesinde sergilenen bu oyun birbirinden yetenekli oyuncuları ile sizleri benzersiz bir duygu yolculuğuna çıkarıyor.


Yaşasın Tiyatro!

Kalem oynatabilen adam bazen sadece yazmak ister, Çünkü elinden bazen sadece yazmak gelir. İşte o onlardan birini tekrar tekrar yaşamak için yazılmış bir yazı bu. Tekrar tekrar yaşansın ki elden başka şeylerin geldiği zamanların kıymetini bilelim. Çok salak yerlerde yazdım bugüne kadar. Ama ilk kez yatağıma uzanmış bir şekilde yazıyorum; üstelikte yolumun ilk defa düşmemesine rağmen..
Normalde genele yakın şeyler üzerine yazmaya çalışırım. Yani yazılarımın kimseyle zerre kadar ilgisi yoktur, Bu bir kitap olsaydı önsözün sonunda bir yazıyla ithaf edebilirdim birilerine. Ama  blog olduğu için burada söylemem gerek sanırım. Kendime.. Ha bu arada yazımdaki kişi ve kurumların gerçek kişi ve kurumlarla hiç mi hiç ilgisi yoktur. Valla! Tamam biraz vardır. Azıcıktan biraz fazla belki.  Tamam baya vardır. Yaşanmış bir hikayeden esinlendim diyelim. Tamam ulan gerçek hikaye işte!
Aylardan Frank, mevsimlerden Mark.. Anlayacağın çok çok uzun zaman önce. İlk amatör tiyatroyla tanıştığım zaman. Üniversite öğrencisi olarak bir tiyatro topluluğundaydım. Kulağa çok şaşalı geliyor değil mi? Öyleydi. Herkes(?) gibi  tiyatroyu sevmiş  bir sonraki provaya gitmek için can atardım. Üstelik 3.haftamda sahne tozunu yutmuştum bile. 'Resimli Osmanlı Tarihi'' adlı oyunda oynamıştım. Hafta kimsenin beni unutamayacağı bir kıyafetle, Babam görse kesin duyardı. E Karadeniz'de meşhurdur slim kıyafet giymek(!) Laf aramızda slim tayt giydirmişlerdi. Tabiki o heyecan.. Ilk sahneye çıktığım, zaman seyircilerin bakışları arasında kaybolan kalbinizin çırpıntısı. Tek kelimeyle tarif edilemez duygular.. Aramızda kalsın oyun oynanırken siyah perde kaplı sahne arkasından seyirciler gözükürdü; ama onlar bizi görmezlerdi. Bizde arkada katıla katıla  oynayıp seyircilere nanik yapardık. Çok zevkli olurdu be!
Herşey iyi,güzel,hoş giderken bir çocuk tiyatroyla küstürülmeye çalışıldı. İftira en kötü şeydir bu hayatta, başkasına yapmadığın birşey yüzünden sorumluluk yüklemekte çabası. Edebiyat ile ilgilenenler  bilir.Toplum için sanat; sanat için sanat olmak üzere 2 tür anlayış vardır. Çok basit ya bilgi vermek ya da eğlendirmek için yaparsınız bu illeti! İllet dediğime bakmayın en güzel illet! Bu topluluk ikisini de yapmıyormuş yahu. Tek gayeleri kendimiz için sanat egosuyla yapmak,. Etinden, sütünden faydalanmakmış!  Merak edenler için; evet o topluluktan ayrıldım çünkü ben kendim için sanat yapmayı sevmiyorum.  Tabikide hala olduğu gibi tiyatro oyunu izliyorum; çevreme izletiyorum! Hadi o zaman hayatı tiyatroloyalım. Etinden, sütünden haricinde..

Antalya'da Mutlaka İzlenmesi Gereken 7 Tiyatro Oyunu

Antalya'da  mutlaka izlenmesi gereken tiyatro oyunlarını sizler için derledik. Sadece tiyatrolamanız yeterli.

1)Geç Kalanlar 




















Pervin Ünalp'ın kaleme aldığı bu oyun, her duyguyu seyircilere tattıran, oyunun her karesinde kendi yaşantınızdan küçük hikayeler bulacağınız, göyzaşlarının tebessüm ve gülünçlükle kaynaştığı bir hikayeyi yaşam öyküsü içinde çoğu zaman duygusal zaman zaman ise komik bir üslupla anlatıyor. Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosu'nda sergilenen; genç adam,anne,genç kadının soluk soluğu izlenecek hikayesi.

Yazan :Pervin Ünalp, Yöneten: Nofel Veliyec
Oyuncular: Hasibe Özgür, Hüseyin Atay, Sencan Köymen, Safinaz Özgür


2) Bir Daha Çal Sam




Casablanca filminin ''Play İt Again Sam'' tiradıyla oluşturulan bu oyun durum komedisine yeni bir boyut kazandırıyor. Oyunda; eleştirmen Allan Felix karısı tarafından terk edilmiştir ve bunu sindirememiştir. En yakın arkadaşı Dick ye Linda, Allan'in bu durumuna üzülmekte ve ona birilerini ayarlamak istemektedirler. Ote yandan; Casablanca filminin ünlü aktörii Humbrey Bogart; Allan'ın düşlerine  girerek ona yol göstermektedir. Teınel olarak bu olaylar çerçevesinde gelişen oyun; izleyenlere keyifli dakikalar yaşatıyor.

Yazan: Woddy Allen   Çeviren: Barış Eren
Oyuncular: Sedat Mayadağ, Meltem Güle, Gökhan Tüzün, Gözen Müftüoğlu


3) Tarla Kuşuydu Juliet



















Shakespeare'ın  yazdığı bu hikayeyi bilmeyen yoktur. Birbirlerini seven Romeo ve Juliet, ailelerinin
evlenmesine izin vermemesiyle türlü kavuşamazlar.Juliet buna dayanamayarak şişedeki zehri içer ve intihar eder;vermem bunu gören Romeo'da zehri içerek intihar eder ve iki aşık birlikte ölürler. Bu hikayenin bilindik yönü. Ya Romeo tam zehri içerken Juliet uyanırsa; üstelik evlenirler bir de kızları olursa..Juliet'in çok sevdigi dadısı Romeo'ya aşık olur, bu hikaveye bir de Shakespeare eklenirse.. Bakalım bu aşk komediye nasıl dönüşür..İzleyelim,görelim.


Yazan: Ephraim Kishon Çeviren: Hale Kuntay Yöneten: Engin Alkan
Oyuncular: Hasibe Özgür, Osman Kot, Mustafa Doğan Ayhan, Koray Akça


4) Üstat Moliere Evleniyor



17.yy'da Fransa'da Moliere'in hayatını konu alan oyundur. O dönemlerde Moliere evlenmek istemekte ve şartı evleneceği kişinin iyi yemek yapabilmesidir. Bu isteği yakın arkadaşına iletir ve hem kendisi hem de arkadaşının, ona eş  bulma çabaları, bu süreçte yaşanan karmaşık ve komik durumları,  sade ve komik bir üslupla anlatılmıştır. Oyun birçok ilde turneye çıkmış ve her ile özgü esprileriyle seyircileri hunharca güldürmüştür. Gelin, Moliere'in macerasına sizde tanıklık edin.


Yazan: Mehmet Murat İldan Yöneten: Gökhan Kocaoğlu
Oyuncular: Sertel  Uğur, Serkan Yakan, Ahmet Açıkgöz, Burçin Demir, Esra Şen

5) Kaybeden Gerçeküstü Konuşmalar

İlk başta herşeyin gürlük gülistanlik olduğu, zaman ilerledikçe herşeyin  sıradanlaştığı bir olgu; tabiki evlilik. Yılmaz Erdoğan'ın yazıp oynadığı, Demet Akbağ'ın eşlik ettiği bu oyun; Akdeniz Oniversitesi Yaran. Sanatlar Topluluğu öğrencileri tarafindan üniversitede sergilendi. 2 tane çift olmak üzere 4 kişinin sahneyi paylaştığı bu oyunda, zaman geçtikçe herşeyin klişeleştiğini; sevgi saygının yerini yanlış anlamalara bıraktığını gördük. Gördüğünüz, duyguğunuz  yerde sakın kaçırmayın derim!

Yazan: Yilmaz Erdoğan Yöneten: Beşer Ceylan
Oyuncular: Beşer Ceylan Abdullah Akyalçın, Beyza Evcimen, Gizem Özsoy

6) Oyun İçinde Oyun



Küçük bir tiyatro..
Hizmetçi elinde süpürgesi,oyun öncesi sahneyi temizler.Aksesuarcı,dekorcu hepsi oyun öncesi hazırlık yapmaktadırlar. Oyunun başlamasına az bir zaman kala bir haber gelir ve işler karışır. Oyun oyuncularını bekler,seyirci oyunu. Aslında oyun çoktan başlamıştır.  Ama kim kimdir, oyun hangi oyundur?Durum komedisi üzerine kurulu, iç içe geçen rolleriyle,minikleriyle,danslarıyla temposu yüksek bir oyun. Bol kahkaha,bol neşe; "

Yazan,Yöneten: Özer Tune
Oyuncular: Osman Kot,Recep Kamiloğlu, Mustafa Ayhan, Yunus Derli, Pınar Boyar, Asaf Doğan

7) Soğuk Bir Berlin Gecesi


Kültür, coğrafyadan coğrafyaya farklılık gösteren bir bileşendir. Bu bileşene neden olan birçok etken vardır. Ten rengi, konuşma,düşünceler, davranışlar daha niceleri.. Almanya'da yaşayan Tarık bu durumlara şahit olmakla beraber bir aşka  tutulur. Bu oyunda; ötekileştirilen , dışlanan yaşadığı aşkta olumsuz durumlara şahit olan Tarık'ın maceraları anlatılmaktadır.

Yazan-Yöneten: Salih Eren
Oyuncular: Salih Bayraktar, Bahar Işık,Seneın Şahin, Gökhan Tüzün, Sedat Mayadağ








Bilinmeyen Kavramları Keşfedin!

Tiyatro kendi gizemliliği kadar içerisinde de gizemli kavramlar barındıran bir sanat dalıdır. Seyirci tiyatro hakkındaki temel kavramları bilmeden oyunları izlerler. Her ne kadar oyunlardan haz alsalar da bu kavramları bildiklerinde daha objektif ve realist düşünceler içerisine girebilirler. Gelin bu kavramlara birlikte göz atalım.

Marke Etmek

Tiyatroda kişiye atfedilen bir rolü o kişinin değil de; geçiçi olarak bir başkasının canlandırması durumunda ortaya çıkar. Genellikle prova zamanlarında gerçekleşen bir durumdur.

Tirat

Bir tiyatro oyununda oyuncu tarafından söylenilen sözlerdir.

Tekst

Tiyatro oyuncularının sahnede oynadıkları oyunun yazılı olduğu metine denir. Oyuncular bu metin üzerinden oyunlara çalışırlar.

Katarsis

Seyircilerin izledikleri oyunda duygusal olarak ulaştıkları doruk noktasıdır. Bir oyuna en etkilendiğiniz yer neresiydi? O anda tam olarak katarsisiniz tavan yaptı!

Dekor

Oyunlarda sahnelerde kullanılan eşyalardır.

Grotesk


Bir oyunda gülünç olan durumlara verilen isimdir.

Reji

Oyunların sahne arkasını hazırlayan kişilerden oluşur.

Dublör

Tiyatroda bir rolün yedek oyuncusudur.

Suflör

Kuliste durarak oyunculara tiratlarını hatırlatan kişilerdir.